12 Jul

Dört Yöntemle İngilizce Konuşmak

Bugünün küresel toplumunda, İngilizce evrensel dildir. Bir çok çevrede kendini rahat hissedebilmek için bile bilmek zorunludur. Ne yazık ki, o da inanılmaz derecede tutarsız ve zor bir dildir. Pratik ve azimle, siz de bir İngiliz yerlisi kadar iyi İngilizce konuşmayı öğrenebilirsiniz.

4 YÖNTEMDEN BIRINCISI: TEMELI KAPMAK

1. Basitle başlayın.
Bu İngilizce konusunda, çok az insan gerçekten yeni başlayan seviyesindedir. “Hello,” “Hi,” “How are you?” ve rakamlar bir çok toplumun içine sızmış durumda. Aslında düşündüğünüzden daha çok İngilizce biliyorsunuz.

 Bildiklerinizi alın. Örneğin, “How are you?”. Bu cümle “to be” fiilini kullanır. Bunun gibi başka hangi sorular var? Bildiğiniz her şeyi alın ve genişletin!

■     How is she? (O nasıl?)
■     How is your father? (Baban nasıl?)
■     How are your children? (Çocukların nasıl?)
■     How is the weather? (Hava nasıl?)

Fiilleri ezberlemeye başlayın.Bunlar İngilizce’de en sık kullanılan fiillerdir: “be,” “have,” “do,” “say,” “get,” “make,” “go,” “know,” “take” ve “see”. Sadece bu fiilleri bilerek bir çok temel konuşmaya dahil olabilirsiniz.

 İngilizce özne-fiil-nesne sıralamasına sahiptir. Kişi zamirleriniz şunlardır: “I,” “you,” “he,” “she,” “it,” “we,” “you” ve “they”. İngilizce iyelik zamirleri şunlardır: “me,” “you,” “him,” “her,” “it,” “us,” “you” ve “them”. Bu fiilleri ve İngilizce’nin Özne-Fiil-Nesne sıralamasını bilerek, hangi cümleleri kurabilirsiniz?

■     I know her. (Onu tanıyorum.)
■     She makes it. (Onu, o yaptı)
■     He takes us. (O bizi alır.)

2. Konuşma pratiği yapın.
Temel özneleri ve iyelik zamirlerini, ve bir avuç dolusu fiil öğrenerek, sorular sormaya başlayabilirsiniz.

 Sorular genellikle “who,” “what,” “when,” “where,” “why,” ve “how” ile başlar. “Who” bir kişiyi gösterir; “What” bir şeyi gösterir; “When” bir zamanı gösterir; “Where” bir yer gösterir; “Why” bir sebep belirtir; “How” nasılı gösterir.
 Demek ki özneyi, bazı temel kelimeleri, en önemli on fiili ve soruya ne ile başlayacağınızı biliyorsunuz. İngilizce konuşan kişiye sorabileceğiniz bazı şeyler nelerdir?

■     What’s your name? (Adın ne?)
■     What do you do? (Ne yaparsın?)
■     When is your birthday? (Doğum günün ne zaman?)
■     Where is she? (O nerede?)
■     What do you have? (Neyin var?)
■     How do you know? (Nasıl biliyorsun?)

4 YÖNTEMDEN İKINCISI: GRAMERI TANIMAK

1. Şimdiki zamanlar ile başlayın.
Şimdiki zaman ve geniş zamanla başlayalım:

Geniş zaman gerçekler ve alışkanlıklar için kullanılır. Eğer gerçek olan bir şeyi ve ya çok sık olan bir olayı anlatıyorsanız, geniş zamanı tercih edin.

■     I go to work every day. (Her gün işe giderim.)
■     She eats breakfast at 7. (Saat 7’de kahvaltı ederim.)
■     China is a big country. (Çin büyük bir ülkedir.)

 Şimdiki zaman, şu an olan şeyler için kullanılır. İki fiil vardır: bir yardımcı fiil ve bir ana fiil. Yardımcı fiil, özneye bağlı olarak “am/is/are”dır, ana fiil ise herhangi bir fiilin -ing eklenmiş halidir:

■     You are reading. (Okuyorsun.)
■     I am typing. (Yazıyorum.)
■     He is watching TV. (O, televizyon izliyor.)

2. Geçmiş ve gelecek zamanlara geçelim.
Şimdiki zamanları öğrendiyseniz, geçmiş ve gelecek zamanlara başlayalım. Şimdi temel olanların üzerinden geçeceğiz:
Basit geçmiş zamanı, geçmişte belirli bir zaman diliminde gerçekleşen olaylar için kullanın.

■     I saw that movie last year. (O filmi geçen yıl izledim.)
■     She died on a plane. (O, uçakta öldü.)
■     We went to the bank yesterday. (Dün bankaya gittik.)

 Gelecek içinde temel olanı alalım.Bir gelecek zaman belirteci kullanın ve sadece şimdiki zamanı kullanın. Bu da, gelecek zamanla aynı işi görür.

■     They are making a cake tomorrow. (Yarın bir kek yapacaklar.)
■     You are leaving in May. (Mayıs’ta ayrılıyorsun.)
■     I am going at 6 pm. (6’da gideceğim.)

3. Sıfatları isimden önce koyun.
Daima, daima, daima sıfatları (tanımlayan kelimeler) isimlerin önüne koyun. Daima! Aslında, sıfatları içinde bir sıralama vardır:

Sekiz temel sıfat tipi vardır: görüş, boyut, yaş, şekil, renk, köken, materyal ve amaç. Eğer birden fazla sıfat varsa, bu sırayla gidin. Yani, “büyük, yuvarlak, metal kase” (huge, round, metal bowl) ya da “küçük, kırmızı uyku tulumu.” (small, red sleeping bag)

4 YÖNTEMDEN ÜÇÜNCÜSÜ: İLERLEME SAĞLAMAK

1. Her şeyi etiketleyin.
Evinizdeki nesneleri alın ve onları İngilizce karşılıkları ile etiketleyin. Amacınız zihininizin İngilizce düşünmesini sağlamak. Orada olduğu sürece, göz ardı edilemez olacaktır.

 Her şeyi etiketlediğinizde ve kendinizi “Battaniyem nerede?” diye düşünürken bulduğunuzda cümleyi yada kelimeyi İngilizce düşünmeye çalışın. Battaniyenizi bulduğunuzda, doğru mu söylediniz?
 Nesnelerin üzerine yazmayın – Bir parça kağıt alın ve onun üzerine iri iri yazın.

2. Telaffuzunuza bir göz atın.
Kelimeleri akılda tutmaya çalışmak oldukça kolay iken telaffuz da oldukça önemli olabilir. Ne yazık ki, çoğu İngilizce kurallarının istisnaları vardır. Ancak yine de uymanız gereken bazı genel kurallar var:

○     Kelimenin sonundaki sesi her zaman telaffuz edin. Bazı Asya lehçeleri bunu oldukça zor buluyor. Bu konuda hatalı olduğunuzu düşünüyorsanız, bunu aklınızda bulundurun. “Streets”, “stree” olarak telaffuz edilmez. “Ts”nin orada anlamı koruma açısından oldukça önemli bir görevi var.

○     “I project the project will end soon.” Cümlesini ele alalım.Kafa karıştırıcı, değil mi? İngilizce özne-yüklem-nesne değil mi? Evet, bu cümle de öyle. İlk “project” (yüklem) pro-JECT olarak telaffuz ediliyor; ikinci (nesne) ise PRO-ject olarak telaffuz ediliyor. Bu kural tüm yüklem-nesne çiftleri için aynıdır: nesne olan ilk heceye vurgu yaparken, yüklem olan ikinci heceye vurgu yapar.

○     Kesin istisnalar olmasına rağmen, İngilizce’de çoğu nesnede ilk hecede vurgu vardır.Evinizdeki nesneleri düşünün:  “BED-room,” “BATH-room,” “KITCH-en,” “TA-ble,” “WIN-dow,” “SO-fa,” “WA-ter,” “JACK-et,” “TOI-let,” vb.

3. Bir lehçe seçin.
Amerikan, İngiliz ve Avustralya İngilizcesi arasında anlamlı farklılıklar vardır. Kelime bilginizi arttırmaya yönelmeden önce, hangisi size daha çok hitap ediyor?

○     Bazen kiminle konuştuğunuzu bilmek çok önemlidir.Eğer bir Amerikalı’ya “I am not wearing pants” derseniz, sizin şort mu, etek mi, yoksa sadece iç çamaşırı mı giydiğinizi merak eder. Eğer aynı cümleyi bir İngiliz’e söylerseniz, iç çamaşırınızı giymediğinizi anlayacaktır.

○     Kelime farklılıklarına ek olarak, telaffuz farkı da çok büyüktür. Bir çok doğru telaffuzla kafanız karışmadan önce bu farklılıkları bilin.

■     Bazı sözlükler İngiliz İngilizcesini kullanırken bazıları Amerikan’ı tercih eder.Kendiniz için en iyi olanı seçin.

4 YÖNTEMDEN DÖRDÜNCÜSÜ: KAYNAKLARINIZI KULLANMAK

1. İyi bir sözlük edinin.
Eğer gerekiyorsa, birkaç tane olsun. Sadece İngilizce olan bir sözlüğe ek olarak, ana diliniz ve İngilizce arasında çeviri yapan bir sözlük en iyisidir.

○     Siz koşturmaca içindeyken o sinir bozucu kelimenin karşınıza çıktığı zamanlar için bir de o sözlüğün cep boyutundan edinin.
2. Anadili İngilizce olanlarla İngilizce konuşun.
Sizinle birlikte öğrenen arkadaşlarınızla konuşmak daha cezbedici geliyor olsa da, eğer çoğunlukla bu dili anadili olarak konuşanlarla sohbet ederseniz, en hızlı sonuçları alırsınız.

○     Özel bir öğretmen tutun.O dilin yerlisi olduklarından ve istediğiniz aksana sahip olduklarından emin olun. Öğretmenlik deneyimi olan birini seçin – bir dili konuşabiliyor olması size öğretebileceği anlamına gelmez.

■     Eğer öğretmen sizin için biçilmiş kaftan değilse, bir mektup arkadaşı edinin!

3. İnternet kullanın.
Kendi yararınıza kullanabileceğiniz abartısız yüz binlerce site var. Dil bilgisini daha heyecan verici hale getirmek için her şeye açığız – oyunlar ve videolar bolca bulunmaktadır.

○     Bu tür kaynaklar Basit İngilizce Wikipedia, British Council, English Club ve daha birçoğunda bulunabilir.
○     YouTube sadece komik kediler ve Rihanna ilgili olmak zorunda değildir.Eğitim kaynaklarına da tıklayın.

4. TV seyredin, müzik dinlemeyin ve kitap okuyun.
Amacınız İngilizce konuşmak olsa da, aynı zamanda bunu anlamak zorundasınız. Yalnızken ve dil bilgisi alıştırmalarında takılmamışken bile zihninizi işler durumda tutabilirsiniz.

○     Çocuk kitapları ve TV şovları ile başlayın.Dil daha basittir ve daha yavaş gider. Sonunda, kendi ilgilerinizi cezbeden kanallara geçin. Eğer yemek yapmaktan hoşlanıyorsanız Food Network’ü seçebilirsiniz ve neler anlıyorsunuz görebilirsiniz. Altyazıyı açmamayı deneyin!

■     Bir DVR cihazınız varsa, programları kaydedin.Bu şekilde geri dönüp kendi hızınızda diyalog ve konuşmaların üzerinden geçebilirsiniz.
■     İngilizce müzik dinleyin!Baladlar oldukça yavaş gider ve nakaratlar bir oldukça tekrarlıdır. Bu şekilde kelime bilginiz de doğal olarak gelişecektir.

5 İngilizce düşünün.
Eğer anadilinizde kolay bir şeyi söylemeyi düşünüyorsanız, bunun İngilizce karşılığı ne olabilirdi? Bakım ve hafızanız için bunu alışkanlık haline getirin.

○     Yardımcı olacaksa, yüksek sesle düşünün.Yapmaya çalıştığınız şeyi aileniz veya ev arkadaşlarınıza açıklayın; belki onlar da katılmak isteyebilir! Sonunda, basit ifadeler bir ders için yeterli olacaktır.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

İngilizce Pratik Yap!