INGILIZCE MODAL VERBS FOR OBLIGATION, DEDUCTION, ABILITY AND POSSIBILITY – YÜKÜMLÜLÜK, KESINTI, YETENEK – TÜRKÇE KONU ANLATIMI

Obligation / Necessity: must / have to + infinitive
(Yükümlülük / Gereklilik: must / have to + mastar)

Must” and “Have to” have very similar meanings. Have to is more common for general, external obligations such as rules or laws.
(“Must” ve “Have To” nun anlamları birbirine çok yakındır.”Have to” kurallar ve yasalar gibi genel, harici yükümlülükler için kullanılır.)


Examples (Örnekler): 
 
You have to wear a seatbelt in a car. (It’s the law)
(Arabada kemer takman gerekir. (Bu kanunen zorunludur))

I have to go to a meeting tomorrow. (My boss says so)
Yarın bir toplantıya gitmem gerekiyor. (Patronum öyle diyor))

I had to wear a uniform when I went to school. (It was the rule)
(Okula gittiğim zaman forma giymem gerekiyordu. (Bu kuraldı))



“Must” is more common for specific or personal obligations.
(“Must” daha yaygın olarak belirli veya kişisel yükümlülükler bağlamında kullanılırlar.)

Examples (Örnekler):
I must buy a new shirt for my interview. (It’s my own decision)
(Görüşmem için yeni bir gömlek satın almam gerekiyor. (Benim kendi kararım))

You must be on time for the test tomorrow. (Particular occasion)
(Yarınki test için vakitli olman gerekiyor. (Belirli vesile))


NB:
 “Have to” is a normal verb and exists in all tenses whereas “must” is a modal verb and its only forms are”must” and “mustn’t”.
(NOT: “Have to” normal bir fiildir ve tüm zamanlarda mevcut.Buna karşılık “must” bir gereklilik fiilidir ve tek şekilleri “must ve mustn’t” dır.)

You can also use “have to” and “must” for strong recommendations.
(“Have to” ve “must” kuvvetli tavsiyelerde bulunmak içinde kullanılabilir.)

Examples (Örnekler):
You must go to Barcelona – it’s amazing!
(Barcelona’ya gitmelisin – harika bir yer!)

You have to visit the Blue Mosque while you’re in Istanbul.
(Istanbul’dayken Mavi Camii’yi (Sultanahmet) ziyaret etmen gerekir.)

No obligation / necessity: don’t have to + infinitive. 
(Yükümlülük / gereklilik bulunmadığı durumlarda: don’t have to + mastar)

Don’t have to” means you can if you want to but it’s not necessary.
(“Don’t have to” istersen yapabilirsin ama bu bir gereklilik değil anlamına gelir.)

Examples (Örnekler):
You don’t have to go swimming if you don’t want to.
(İstemiyorsan yüzmeye gitmen gerekmiyor.)

You don’t have to pay for parking here. It’s free.
(Burada park etmek için ödemede bulunman gerekmiyor.Bu bedava.)

 

Prohibition: mustn’t + infinitive 
(Yasaklama: mustn’t + mastar)

Mustn’t” is completely different to “don’t have to“. You can often use “can’t” or “be + not allowed to” instead of “mustn’t”.
(“Mustn’t” “don’t have to” ya göre tamamiyle farklıdır.Sık olarak “mustn’t” yerine “can’t” veya “be + not allowed to” kullanabilirsiniz.)

Examples (Örnekler):
You mustn’t drive down this street. It’s one-way. (It’s against the law)
(Bu caddeyi bu yönde kullanmamalısın.Tek yön. (Bu yasaya karşı))

You mustn’t smoke here. You can’t smoke here. You’re not allowed to smoke here. (It’s prohibited)
(Burada sigara içmemen gerekir.Burada sigara içemezsin.Burada sigara içmeye iznin yok. (Bu yasaktır))

Deduction: must/ may/ might/ can’t + infinitive
(Kesinti: must/ may/ might/ can’t + mastar)

Use “must” when you are sure something is true.
(Bir şeyin doğru olduğuna eminseniz “must” kullanın.)
Examples (Örnekler):
He has a big apartment in the city, a holiday house in Spain and he drives a Porsche. He must be rich!
(Onun şehirde büyük bir apartmanı, İspanya’da bir tatil evi var ve bir Porsche kullanıyor.O zengin olmalı!)

They must be out. There aren’t any lights on.
(Dışarıda olmalılar.Işıklar yanmıyor.)

Use “may” or “might” when you think something is possibly true.
(Bir şeyin doğru olabileciği ihtimaline inanıyorsanız “may veya might” kullanın.)

Examples (Örnekler):
He hasn’t arrived yet. He might be lost.
(O daha ulaşmadı.Kaybolmuş olabilir.)

She hasn’t called me. She may not have my number.
(Kendisi beni aramadı.Onda benim numaram bulunmuyor olabilir.)

Use “can’t” when you are sure something is impossible.
(Bir şeyin olmasının imkansız olduğunua eminseniz “can’t” kullanın.)

Examples (Örnekler):
He can’t be ill. I saw him playing tennis this afternoon.
(Hasta olamaz.Onu bu öğleden sonra tenis oynarken gördüm.)

She can’t be English. She has a foreign accent.
(O İngiliz olamaz.Onun yabancı bir aksanı var.)

NB: In this context, the opposite of must is can’t NOT mustn’t!
(NOT: Bu bağlamda, “must” ın tersi “can’t” dir.”Mustn’t” DEĞİL!)

Ability and Possibility: can/could/be able to + ınfinitive.
(Yetenek ve Olasılık:  can/could/be able to + mastar.)

Can” is a modal verb and only has a present, past and conditional form. It can also be used with a future meaning.

(“Can” bir gereklilik fiilidir ve sadece bir şimdiki zaman, geçmiş ve şartlı şekli bulunmaktadır.Ayrıca gelecek zamanı kasteden bir anlamda kullanılabilir.)
Examples (Örnekler):
I can play the piano very well.
(Piyanoyu çok iyi çalabiliyorum.)

He could dance when he was young.
(Gençken dans edebiliyordu.)

Alice can’t come tonight. She has a migraine.
(Alice bu gece gelemiyor.Onun migreni var.)

Could you open the window, please?
(Pencereyi açabilirmisin lütfen?)

 

Be able to” can be used in the present, past, future, present perfect and as a gerund or infinitive.
(“Be able to” şimdiki zaman, geçmiş zaman, gelecek zaman, yakın geçmiş zamanda ve bir ulaç veya mastar olarak kullanılabilir.)

Examples (Örnekler):
He has been able to speak English fluently since he returned from England.
(İngiltere’den döndüğünden beri İngilizce’yi akıcı olarak konuşabiliyor.)

I’d like to be able to cook Turkish food.
(Türk yemekleri yapabilmek istiyorum.)

Being able to sleep late is a luxury!
(Geç yatabilme imkanın olması bir lükstür!)

NB: “be able to” in the present and past is more formal than “can” or “could”.
(NOT: Şimdiki zaman ve geçmiş zamandaki “be able to” ,”can” veya “could”  a göre daha resmidir.)

İngilizce Pratik Yap!