INGILIZCE REPORTED SPEECH – DOLAYLI ANLATIM – TÜRKÇE KONU ANLATIMI

We use reported speech to tell someone what another person said.
(Dolaylı anlatımı başka bir kişiye başka bir kişinin söylediğini anlatmak için kullanırız.)

Examples (Örnekler):
Jim says to you…
(Jim sana diyor…)

“I don’t feel well.”
(“Kendimi iyi hissetmiyorum.”)

“I can’t drive.”
(“Araba kullanmasını bilmiyorum.”)

“My parents have gone on holiday.”
(“Ebeveynlerim tatile gittiler.” )

“I’m going out now so you will have to wait until I get back.”
(“Ben şimdi dışarı çıkıyorım, bundan dolayı gelmeme kadar beklemen gerekecek.”)

You tell your friend what Jim said…
(Siz arkadaşınıza Jim’in söylediklerini anlatıyorsunuz…)

Jim said (that) he didn’t feel well.
(Jim kendisinin iyi hissetmediğini söyledi.)

He said (that) he couldn’t drive.
(Kendisinin araba kullanmasını bilmediğini söyledi.)

He said (that) his parents had gone on holiday.
(Ebevenlerinin tatile gittiklerini söyledi.)

He said (that) he was going out now so I would have to wait until he got back.
(O şimdi dışarı çıkacağını ve bundan dolayı onun gelmesine kadar beklemem gerektiğini söyledi.)

In reported speech, we usually report what was said at a different time, and so we change the tense to reflect the time which we are reporting.
(Dolaylı anlatımda, genelde başka bir zamanda söylenen şeyleri anlatırız, böylece anlattığımız olayın geçtiği zamanı yansıtan fiil zaman kipini değiştiririz.)

DIRECT SPEECH: “I’m not playing football.”
(DOLAYSIZ ANLATIM: “Ben futbol oynamıyorum.”)

REPORTED LATER: He said that he wasn’t playing football.
(SONRADAN ANLATIM: O futbol oynamış olmadığını söyledi.)

Look at the change in tense from direct speech to reported speech in these examples:
(Aşağıda verilen örneklerde dolaysız anlatımdan dolaylı anlatıma geçişteki fiil zaman kipindeki değişikliğe bakın.)

Present Simple —> Past Simple (Geniş Zaman —> Di’li Geçmiş Zaman)
“I want to work abroad.” —> He said he wanted to work abroad.
(“Ben yurt dışında çalışmak istiyorum.” —> O yurt dışında çalışmak istediğini söyledi.)

Present Continuous —> Past Continuous(Şimdiki Zaman —> Sürekli Geçmiş Zaman)
“I’m teaching English in Istanbul.” —> She said she was teaching English in Istanbul.
(“Ben İstanbul’da İngilizce öğretiyorum” —> O İstanbul’da İngilizce öğrettiğini söyledi.)

Past Simple —> Past Perfect(Di’li Geçmiş Zaman —> Miş’li Geçmiş Zaman)
“I met a girl.” —> He said that he had met a girl.
(“Ben bir kız ile tanıştım.” —> O bir kız ile tanışmış olduğunu söyledi.)

Present Perfect —> Past Perfect (Yakın Geçmiş Zaman —> Miş’li Geçmiş Zaman)
“I’ve been to Australia.” —> She said she had been to Australia.
(“Ben Avustralya’ya gittim.” —> O Avustralya’ya gitmiş olduğunu söyledi.)

Will —> Would (Olmak —> Olabilir)
“I’ll be back in May.” —> She said she would be back in May.
(“Ben Mayısta geri döneceğim.” —> O Mayısta geri dönmüş olabileceğini söyledi.)

Can —> Could (Etmek —> Edebilmek)
“I can help you.” —> He said that he could help me.
(“Ben sana yardım edebilirim.” —> O bana yardım edebileceğini söyledi.)

Be going to —> Was/Were going to (Gitmek üzereyim —> O/Onlar gidiyordu)
“I’m going to start a business.” —> He told me he was going to start a business.
(“Ben bir iş kuracağım.” —> O bana bir iş kuracağını söyledi.)

We use “said” or “told” in reported speech but they are used differently.
(Dolaylı anlatımda “said” yada “told” kullanırız.Ancak onlar farklı kullanılır.)

-You can’t use “said” with an object or pronoun.
(-“Said” bir tümleç veya bir adıl ile kullanamazsınız.)

Example (Örnek):
He said that he loved her. –> NOT He said her that he loved her.
(O, onu sevdiğini söyledi.Ama “o ona onu sevdiğini söyledi” şekli KULLANILMAZ.)

– You must use “told” with an object.
(- “told” kelimesini bir tümleç ile beraber kullanmalısınız.)

Example (Örnek):
He told her that he loved her. NOT He told that he loved her.
(O onu sevdiğini söyledi ona. Ama “onu sevdiğini söyledi” şekli KULLANILMAZ.)

NB: “that” is optional after “say” and “tell”
(NOT: “That” “say” ve “tell”’den sonra opsiyoneldir.)

Sometimes we need to change the pronoun.
(Bazı durumlarda adıl’ı değiştirmemiz gerekiyor.)

DIRECT SPEECH: Jim: “I don’t like living here.” (Jim is referring to himself)
(DOLAYSIZ ANLATIM: Jim: “Ben burada yaşamayı sevmiyorum.” (Jim kendisine atıfta bulunuyor))

REPORTED SPEECH: Jim said (that) he didn’t like living here. (the pronoun he refers toJim)
(DOLAYLI ANLATIM: Jim burada yaşamayı sevmediğini söyledi. ( “He” adılı Jim’e atıfta bulunuyor.))

We may also need to change other words about place and time.
(Aynı zamanda yer ve zaman hakkındaki başka kelimeleride değiştirmemiz gerekebilir.)

DIRECT SPEECH: “I like this car.”
(DOLAYSIZ ANLATIM: “Bu arabayı beğeniyorum.”)

REPORTED SPEECH: He said (that) he liked the car.
(DOLAYLI ANLATIM: O bu arabayı beğendiğini söyledi.)

DIRECT SPEECH: “I went to Tokyo last week.”
(DOLAYSIZ ANLATIM: “Ben geçen hafta Tokyo’ya gittim.”)

REPORTED SPEECH: She said (that) she’d been to Tokyo the week before.
(DOLAYLI ANLATIM: O geçen hafta Tokyo’da bulunduğunu söyledi.)

If we report something which is still true, it is not necessary to change the verb.
(Halen geçerli olan bir şeyi aktarıyorsak, o zaman fiili değiştirmeye gerek yoktur.)

DIRECT SPEECH: “My car is bigger than yours.”
(DOLAYSIZ ANLATIM: “Benim arabam seninkinden daha büyük.”)

REPORTED SPEECH: He said his car is / was bigger than mine.
(DOLAYLI ANLATIM: O bana onun arabasının şu anda / bir zamanlar benimkinden daha büyük olduğunu söyledi.)

When we are reporting past tenses, and we see the events from the same viewpoint as the original speaker, it is not necessary to change the tense.
(Geçmiş zamandan bahsediyorsak eğer, ve olayları orijinal anlatıcının bakış açısından görüyorsak, bu durumda fiil zaman kipini değiştirmeye gerek yoktur.)

DIRECT SPEECH: “The earthquake happened at half past seven.”
(DOLAYSIZ ANLATIM: “Deprem yedibuçukta meydana geldi.”)

REPORTED SPEECH: The radio said that the earthquake happened at half past seven.
(DOLAYLI ANLATIM: Radyoda depremin yedibuçukta meydana geldiği söylendi.)

Modal verbs “could”, “might”, “would”, “should”, “ought”, “had better” usually do not change in reported speech.
(“Could”, “might”, “would”, “should”, “ought”, “had better” yardımcı fiilleri, dolaylı anlatımda genellikle değişmiyorlar.)

DIRECT SPEECH: “I should go to the dentist.”
(DOLAYSIZ ANLATIM: “Ben diş hekimine gitmem gerekiyor.”)

REPORTED SPEECH: He said that he should go to the dentist.
(DOLAYLI ANLATIM: O diş hekimine gitmesi gerektiğini söyledi.)

When we are reporting questions, the subject comes before the verb. We don’t use “do/did”.
(Dolaylı anlatımda sorular sorduğumuzda, özne fiilden önce gelir.“Do/did” kullanmayız.)

DIRECT SPEECH: “Where are you going?”
(DOLAYSIZ ANLATIM: “Nereye gidiyorsun?”)

REPORTED SPEECH: He asked me where I was going.
(DOLAYLI ANLATIM: O bana nereye gittiğimi sordu.)

DIRECT SPEECH: “Why is he shouting?”
(DOLAYSIZ ANLATIM: “O neden bağırıyor?”)

REPORTED SPEECH: He asked me why he was shouting.
(DOLAYLI ANLATIM: O bana onun neden bağırdığını sordu.)

DIRECT SPEECH: “What do you want?”
(DOLAYSIZ ANLATIM: “Sen ne istiyorsun?”)

REPORTED SPEECH: She asked me what he wanted. NOT She asked me what did he want.
(DOLAYSIZ ANLATIM: O bana onun ne istediğini sordu.”O bana ne istedi o diye sordu” şeklinde KULLANILMAZ)

If the question begins with “do”,”can”, etc. add “if”.

Examples (Örnekler):
“Do you like the music?” —> He asked her if she liked the music.

“Can you swim?” —> She asked him if he could swim.

“Are you a student?” —> He asked her if she was a student.

“Have you seen the film?” —> She asked him if he had seen the film

İngilizce Pratik Yap!