İngilizce Toplantı Kalıpları Video Konu Anlatımı

Language for Meetings
İngilizce Toplantı Kalıpları Video Konu Anlatımı

Welcome to Speak English® online video lessons.
Speak English® onine video derslerine hoş geldiniz.

My name is Lynne and today I’m going to be talking about the language used for meetings or how to interject in meetings.
İsmim Lynne ve bugün İngilizce toplantılarda kullanılan dili ve İngilizce toplantılarda konuya nasıl müdahale edileceğinden bahsedeceğim.

How many times have you sat through a meeting with something to say but never quite knowing when to say it? Or found yourself nodding and smiling in agreement while wondering what the discussion was even about?
Kaç defa bir İngilizce toplantı boyunca oturup, bir şey söylemek isterken bir türlü ne zaman söyleyeceğinizi bilemediğiniz zamanlar oldu?Ya da kendinizi katılırken ve gülümseyerek onaylarken bulduğunuz ama tartışmanın ne olduğunu dahi anlamadığınız durumlar yaşamışsınızdır.

Speaking up in meetings — to interject, or correct someone, to ask for clarification — can be very intimidating. So having a few useful phrases can help you feel more confident to share your thoughts and opinions effectively in group situations or meetings.
İngilizce toplantılarda konuşmak – katılmak, birinin yanlışını düzeltmek, konuyu netleştirmek için soru sormak – çok zor olabilir.Bu yüzden İngilizce grup toplantılarında fikirlerinizi paylaşmada daha güvenli olmanız için bazı yararlı İngilizce deyimleri öğrenmek faydalıdır.

When you’ve got an idea. Often people don’t speak up because they’re afraid of being wrong, or sounding  uninformed. But you can use informal questions or comments to be able to express your idea without committing to the idea.
İngilizce toplantılarda bir düşünceniz olduğu zaman.Sıklıkla insanlar yanlış şeyler söylemekten ve bilgisiz izlenimi vermekten çekindiği için konuşmazlar.Ama birinin fikri üzerinden gitmeden kendi fikrinizi ifade edebilmek için bazı informal sorular sorabilir, yorumlar ekleyebilirsiniz.

For example, we could ask: 
Örneğin, şunu sorabilirdik:

Have we thought about…?
Şunu hiç düşündük mü?

Did anyone mention…?
Kimse şundan bahsetti mi?

Another option we may want to consider…
Değerlendirebileceğimiz bir başka seçenek…

Is it worth revisiting…?
Üzerinden tekrar geçmeye değer mi?…

I think that . . .
Şunu düşünüyorum…

I don’t think that . . .
Şunu sanmıyorum…

Or In my opinion . . .
Ya da fikrimce…

With all these statements, we’re asking for additional information or suggesting an idea and the most important point is that we do it professionally and politely.
Tüm bu kalıplarda, ek bir bilgi istiyoruz ve bir fikir öne sürüyoruz ve en önemlisi bunu profesyonelce ve kibarca yapıyoruz.

Now supporting your opinions.
Şimdi fikirlerinizi desteklemek.

Let me illustrate…
Örnek vereyim…

For example…
Örneğin…

For instance…
Örneğin…

Or to give you an example…
Örnek vermek gerekirse…

Let me give you an example…
Size bir örnek vereyim…

To elaborate…
Konuyu genişletmek/açmak için…

Or to sequence something, first, second.
Birşeyleri sıralamak için, birinci,ikinci…

And interrupting politely. Excuse me, Pardon me, Sorry to interrupt, or May I interrupt for a moment?
Ve kibarca kesmek için.Özür dilerim, affedersiniz, kestiğim için özür dilerim, bir saniye kesebilir miyim?

Again in meetings it’s very important to speak up, but do so professionally and politely. Sitting quietly through a meeting can lead others to think that you don’t know what’s going on or you have no interest in the topic at hand.
Tekrarlıyorum, İngilizce toplantılarda konuşmak çok önemlidir, fakat bu profesyonelce ve kibarca yapılmalıdır.İngilizce toplantı boyunca sessizce oturmak, diğerlerinin ne konuşulduğunu anlamadığınız ya da konuya ilgisiz olduğunuzu düşünmesine neden olur.

Asking for support or details. 
Destek ve detay almak için.

Why do you think that?
Neden böyle düşünüyorsunuz?

Could you elaborate?
Biraz açabilir misiniz?

Could you give me an example?
Bana bir örnek verebilir misiniz?

Can you illustrate that?
Bunu örnekleyebilir misiniz?

What evidence do you have?
Ne gibi bir kanıtınız var?

Could you explain it in more detail?
Daha detaylı anlatabilir misiniz?

And Could you provide some details?
Daha fazla detay verebilir misiniz?

Now opening a discussion.
Şimdi bir tartışmaya başlarken.

To begin with…
Başlangıç olarak…

Or We need to discuss…
Tartışmamız gereken…

Let’s start by…
Şununla başlayayım…

The problem here is…
Buradaki sorun…

The important thing here is…
Buradaki önemli unsur…

And The main thing we need to discuss is …
Tartışmamız gereken ana konu…

Asking for input. 
Katılım için soru sormak.

After a meeting, when someone doesn’t offer a comment or suggestion, it’s often good to simply ask them for their opinion, so offer, What do you think?
Bir İngilizce toplantıdan sonra, kimse bir yorum yapmazsa veya bir öneride bulunmazsa, onların fikirlerini sormak yararlıdır. Bu yüzden ’Ne düşünüyorsunuz?’ diye sorun.

How do you feel about that? Or Any ideas on that?
Bunu nasıl buluyorsunuz?Ya da herhangi bir fikriniz varmı?

To get someone who might have been sitting quietly to engage or participate. And clarifying your own ideas.
Sessiz oturan birini katılmaya ve paylaşmaya davet etmek için.Ve kendi fikrinizi netleştirmek için.

You can offer, In other words…
“Bir başka deyişle” diyebilirsiniz…

What I mean is…
Söylemek istediğim…

What I’m trying to say is…
Söylemeye çalıştığım şey…

And To clarify…
Netleştirmek için…

Responding . 
Yanıtlamak.

That sounds like a good idea.
Bu iyi bir fikir gibi gözüküyor.

Sounds good.
Kulağa hoş geliyor.

The problem with that is…
Bunun problemi şu ki…

Or That raises the issue of …
Bu da şu konuyu açıyor…
And asking for clarification.
Ve netleştirmek için sorular sormak.

Getting something cleared up and making sure that you understand it.
Bir konuyu netleştirip anladığınızı belirtmek.
What do you mean by that?
Bununla neyi kastediyorsunuz?

What are you trying to say?
Ne söylemeye çalışıyorsunuz?

What was that again?
Bu neydi, tekrar?

Or Could you clarify that?
Bunu netleştirebilir misiniz?
And then clarifying another’s ideas.
Bir başkasının fikirlerini netleştirmek.

What you mean is…
Demek istediğiniz…

What you’re saying is…
Söylediğiniz şey…

If I understand you…
Eğer sizi doğru anlamışsam…

So, you think that…
Yani, şöyle düşünüyorsunuz…

So, your idea is…
Yani, fikriniz…

Here you’re restating the idea and making sure that you understand it fully.
Burada düşünceyi yeniden ifade ediyor ve tamamen anladığınızdan emin oluyorsunuz.

Checking understanding.
Anlaşıldığınızı kontrol etmek.

We can ask,  Do you understand?
Anladınız mı?…diye sorabiliriz.

Are you with me so far?
Geldiğimiz noktaya kadar bana katılıyor musunuz?

Any questions?
Herhangi bir soru?…

Or in showing our understanding we can respond with I see…
Anladığımızı göstermek için ’görüyorum’ şeklinde yanıtlayabiliriz.

I understand…
Anlıyorum…

Now expressing a lack of understanding. 
Şimdi anlamadığınızı ifade etmek.

I’m sorry, I don’t understand…
Üzgünüm, anlamadım…

What do you mean?
Ne demek istediniz?

I don’t follow you…
Sizi takip edemedim…

Or I’m not sure I understand what you mean…
Ne söylediğinizi anladığımdan emin değilim…

Agreeing and disagreeing in meetings.
İngilizce toplantılarda katıldığınızı ya da katılmadığınızı belirtmek.

Appropriate agreement and disagreement is an important part of all meetings.
Uygun bir şekilde onaylamak ya da onaylamamak tüm İngilizce toplantıların önemli bir parçasıdır.

How to agree, some standard phrases.
Katıldığınızı belirtmek için, bazı standart kalıplar.

I entirely agree with you.
Size tamamiyle katılıyorum.

You’re quite right.
Oldukça haklısınız.

I couldn’t agree more.
Daha fazla katılamazdım.

That’s exactly how I see it.
Benimle tam anlamı ile bu şekilde görüyorum.

And That’s just how I feel.
Ve ’Ben de tamamiyle aynı şekilde hissediyorum’…

Now some short answers. 
Şimdi bazı kısa cevaplar

So do I.
Bence de.

I do, too.
Ben de.

I don’t either (negative response) Nor do I and  Neither do I.
Ben de öyle düşünmüyorum (olumsuz yanıt).

And how to disagree.
Ve katılmadığınızı belirtmek.

I’m sorry, but I really can’t agree…
Özür dilerim ama, buna katılamam…

I’m not sure about that, to be honest…
Dürüst olmak gerekirse, bu konuda emin değilim.

Well, I don’t know…
Peki, bilmiyorum.

It depends…
Bu …’na bağlıdır…

I’m afraid I really don’t agree…
Korkarım ki gerçekten katılmıyorum.

I’m afraid I don’t totally agree with that…
Korkarımki buna tamamen katılmıyorum…

Yes, I think it is a good idea, but I think it is difficult to implement…
Evet, sanırım bu iyi bir fikir, ama uygulamak için henüz erken…

and Don’t you think it is still a little early?
Hala biraz erken olduğunu düşünmüyor musunuz?

These are all some examples of ways that we can interject our ideas, ask questions, ask for clarification and engage ourselves in meetings and conversations.
Bunların tümü; fikirlerimizi belirtmek, soru sormak, netleştirmek, İngilizce toplantılara ve konuşmalara katılmamızı sağlamak için bazı örnek yollardır.

Thank you for watching Speak English® online video lessons. See you next time.
Speak English® online video derslerini izlediğiniz için teşekkürler.Görüşmek üzere.

İngilizce Pratik Yap!